İran’da İnsan Haklarının İhlali, Artık İpliği Çözülmüş Bir İddia!

  • 15 Kasım 2017
  • 981 kez görüntülendi.
İran’da İnsan Haklarının İhlali, Artık İpliği Çözülmüş Bir İddia!

Amerika ve müttefiklerinin İran aleyhindeki insan hakları ihlali iddiaları artık ipliği çözülmüş siyasi bir suçlama olup dünya kamu oyu içinde alay konusu olmuştur.

BM Genel Kurul 3. Komitesi salı günü İran aleyhindeki kanıtlanmamış iddiaları bir kez daha gündeme getirerek, İran’da insan haklarının durumuyla ilgili bir kararname kabul ederek İran’ı insan hakları ihlalinde bulunmakla suçladı.

İngiltere, Amerika, Fransa, Bahreyn, Arabistan, BAE ve Kanada bu kararnameye olumlu oy veren ülkelerdi.

BM’nin tekrar İran’ı suçlayıcı bu girişimi ardından İran Yargı Erki Başkanı yaptığı açıklamada, İran aleyhtarı insan hakları suçlamalarının devrim karşıtı ve Münafıklar terör örgütünün iddialarına dayalı olduğunu belirterek, bu iddiaların mesnetsiz olduğunu belirtti.

Yargı Erki Başkanı Ayetullah Amuli Laricani bugün gazetecilere yaptığı açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin geçen 40 senede halkın hakları ve insan hakları konusunda yeni çalışmalar çıkararak, kararlar onayladığını ifade ederek, insan hakları suçlamalarının birçoğunun reddedildiğini kaydetti.

İran’da her yıl seçim düzenlenirken, batılı bölge ülkelerinde bile hatta bir kez seçim yapılmadığına dikkat çeken Ayetullah Amuli Laricani, İran’ı insan haklarını ihlal etmekle suçladıklarına dikkat çekti.

Aslında insan hakları meselesi uzun zamandan beri batılı emperyalist devletlerin siyasi bir aracına dönüşmüş ve kendi yollarında gitmeyen bağımsız devletlere karşı bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır. Nitekim Amerikan öncülüğündeki emperyalist ve uşak devletlerin İran İslam Cumhuriyetinde İnsan Hakları İhlali iddialarını bu açıdan değerlendirmek gerekir.

Batılı sözde insan hakları çevreleri şimdiye kadar defalarca İran’ı, insanların kanını emen uyuşturucu madde kaçakçılarına karşı verdiği mücadele ve bununla alakalı olarak uyuşturucu kaçakçılarını idam etmesini gerekçe göstererek insan haklarını ihlal etmekle suçlamış ve  İran’dan kaçakçıların idamı ve kısas hükmünün durdurulmasını istemiştir. Oysa bunlardan biri insanları uyuşturucu müptelasına giriftar ederek insanlığı yok ettiği gibi bir diğeri de başka bir insanının hayatına son verdiği için hakkunnas icabı kısas olunması ve bu kişinin kısasa tabi tutulması ise söz konusu maktulun ailesinin elinde olan bir yetkidir ve yargı mekanizması bu konuda bir şey yapamaz.

Bu arada İran’ın BM İnsan Hakları Konseyi Temsilcisi Hasaninejad Pirkuhi, BM insan hakları özel raportörü Esma Cihangir’in İran hakkında yayınladığı rapora sert  tepki göstererek, bu raporun İran’dan çarpık ve hatalarla dolu bir tablo sunduğunu bu raporu savunanların ilk önce kendilerine bakmaları gerektiğini bildirdi.

Amerika ve yandaşları İngiltere ve Kanada gibi ülkelerin kendileri bizzat dünyada ve kendi toplumları içinde en büyük insan hakları ihlalcileridir ve bununla da yetinmeyerek tüm dünyanın gözleri önünde masum insanları, çocuk ve kadınları katleden bağımlı, uşak rejimlerinin cinayetleri karşısında sessiz kaldıkları gibi, verdikleri desteklerle de bu cinayetlere resmen ortak olmaktalar. Bunun en bariz örneği ise siyonist İsrail ve Suudi rejiminin bugün bölgede ve özellikle de Filistin ve Yemen’de insanlığa karşı işledikleri soykırım, katliam ve zulümdür. Dünya kamuoyu unutmamıştır ki bu ülkeler sağladıkları siyasi, askeri ve de mali destekle Saddam rejimi yıllar boyunca bölgede akıl almaz savaşlara ve zulümlere girişti, İran’a karşı tecavüz başlatarak savaş açtı, kimyasal silahlar kullandı ve hatta Halepçe’de batının Saddam’a hibe ettiği kimyasal silahlarla masum, savunmasız insanları feci bir şekilde katliam etti. Veya bizzat Amerika savaş filosu dünyanın gözleri önünde İran’ın bir yolcu uçağını hedef alarak 290 yolcusuyla Fars Körfezi sularında gark etti ve bu yetmemiş gibi bir de söz konusu uçağın düşürülmesi emrini veren komutana üstün hizmet ve kahramanlık madalyası vererek bu cinayetini resmen ödüllendirdi. Bugün Arabistan ve Siyonist İsrail rejiminin bölgede özellikle çocuk ve kadınlara yönelik cinayetleri devam ederken sözde bu insan hakları savunucusu devletler ve kuruluşlar sus pus olmuş, ölüm sessizliğine bürünmüş bulunmaktalar. Bunun için de her hangi bir ülkeyi insan hakları bahanesiyle suçlamaya, baskı altına almaya hiç mi hiç hakları yoktur. İlk önce aynada kendilerine bakmaları yeterlidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.