Lübnan meclisinin cumhurbaşkanını seçmek için yapacağı önemli toplantı eşiğinde Irak’ta istenmeyen adam ilan edilen Samir es-Sahban başkanlığında bir Suudi heyeti Lübnan’a giderek, Lübnan cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkilemek amacıyla yeni bir takım çalışmalar başlatmış bulunmaktadır.
Suudi rejimi dışişleri bakanlığında Fars Körfezi havzası ülkelerinden sorumlu bakan danışmanı Samer es-Sahban, Lübnan’da bir kaç yıldır çözümlenemeyen cumhurbaşkanı seçimi arifesinde bu ülkeye gitmiş bulunuyor. Zira daha önce Lübnan meclisi tarafından yapılan açıklamada meclisin önümüzdeki 31 Ekim Pazartesi günü yeni cumhurbaşkanını seçmek amacıyla tarihi bir oturum düzenleyeceğini açıklamıştı.
Mişel Süleyman’ın 6 yıllık cumhurbaşkanlık süresinin dolması ardından Lübnan meclis başkanı Nebih Berri, yeni cumhurbaşkanının seçilmesi için 45 zaman alternatifi açıklamış ama bu toplantılar, meclis oturumu için yeterli milletvekili sayısını bulmaması nedeniyle düzenlenememişti.
Mecliste yeterli oy sayısının elde edilememesinin nedeni ise yeni seçilecek cumhurbaşkanı konusunda siyasi gruplar arasında görüş birliğinin sağlanamamasıydı. Fakat son dönemlerde Suudi arabistan’a yakınlığı ile bilinen el-Mustakbel grubu başkanı Saad el-Hariri, Hizbullah’ın desteklediği aday Michael Aun’u destekleyeceğini açıklaması bu konudaki çıkmazdan kurtulmak için bir umut oluşturmuştur. Bunun için de Lübnan meclisinin cumhurbaşkanlığı seçimi için 46. oturumu niteliği taşıyacağı önümüzdeki oturumunun Lübnan cumhurbaşkanı sorununu aşacağına kesin gözüyle bakılmakta.
Böyle bir durumda ve zamanın hassasiyeti de dikkate alınarak, Samer’es-Sahban’ın bir heyet başkanlığında Lübnan’a gitmesi ve burada kuşkulu bir takım görüşmeler gerçekleştirmesi, Suudilerin yeniden Lübnan’a müdahalede bulunmak ve Lübnan’ı karıştırmak peşinde olduğu yönündeki kuşkuları tekrar su yüzüne çıkarmıştır. Bu arada Samer es-Sahban’ın geçmişi ve icraatları da bu hususta önem taşıyor.
Samer es-Sahban, Irak – Arabistan siyasi ilişkilerinin kesik olmasından 25 yıllık bir aradan sonra Aralık 2015 tarihinde Suudi arabistan’ın Irak büyük elçisi olarak atanmıştır. Samer es-Sahban’ın Bağdat’ta göreve başlaması ardından da bu ülkede yeni bir takım sorun ve krizlerin baş göstermesi ve Irak’ın askeri ve güvenlik sorunlarının yanı sıra siyasi sorunla da yüzleşmesi ön plana çıkmıştır. Suudi elçisinin Irak’ta etnik ve mezhebi ayrışımları körükleyerek, yeni çatışma ortamları yaratması, her alanda ülkenin içişlerine müdahalesi ve terör örgütleri ile sıkı ilişkiler içinde olmasının su yüzüne çıkması ardından Irak halkı özellikle Mukteda Sadr liderliğindeki Sadr grubu gibi bazı siyasi gruplar Bağdat yönetiminden Samer es-Sahban’ın Irak’tan çıkarılmasını ve istenmeyen adam ilan edilmesini istemiş ve bu hususta günlerce gösteri ve eylemler düzenlemişlerdir. Bu protestolar ardından es-Sahban’ın Irak’taki görevi bir yılı dahi bulmadan sonlandırıldı.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı seçimleri eşiğinde Samer es-Sahban’ın Lübnan’a gitmesinin kaygıya sebep olmasının nedenlerinden biri bu kişinin Irak’taki girişimlerinin yanı sıra Samer es-Sahban’ın daha önce lübnan’da Suudi rejiminin askeri ataşesi olarak görev yapması ve Lübnan içindeki karışıklıklarda rol oynamasıdır.
Nitekim es-Sahban, Lübnan siyasi grupları ve şahsiyetleri içinde etkin olmasının yanı sıra Lübnan askeri güçleri ve komutanlarını da çok yakından tanıyan biridir. es-Sahban’ın Irak ve Lübnan’daki bu karanlık geçmişi, Suudilerin Lübnan’da yeni bir takım karanlık işler peşinde olduklarını göstermektedir.
Samer es-Sahban’ın bu yeni dönemde tekrar el-Mustakbel oluşumu lideri Saad Hariri ve diğer bazı siyasi gruplara yeni yüklü paralar teklif ederek bir kez daha Michael Aun’un Lübnan cumhurbaşkanı olarak seçilmesine ve bu ülkenin cumhurbaşkanı krizinin aynen devam etmesini sağlamaya çalıştığı tahmin edilmektedir. Diğer yandan es-Sahban’ın Lübnan temasları aynı zamanda Lübnan cumhurbaşkanının seçimi sonrası bu ülkede yeni siyasetler izleme peşinde göstermesi amacını da taşıyabilir.
