Hubregan/Uzmanlar Meclisi Üyesi Ayetullah Abbas Kâ’bi, merceiyetin bir aile mirasına dönüştürülmemesi gerektiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: Maalesef bir güruh var ve onlar merceiyet mevzusunun bir aile ve hanedanda kalmasında ısrarcılar. Bu hiç de doğru bir yaklaşım değildir. Şia geleneğinde gerek Kum’da olsun gerek Necef kentinde olsun hiçbir zaman merceiyet konusu bir aile mirası olarak telakki edilmemiştir. Bu çok tehlikelidir. Zira taklit mercii olma liyakatinden yoksun kimselerin bu önemli görevi üstlenmeleri halkın doğru yoldan sapmasına sebep olur.
İran Haber Ajansına konuşan Ayetullah Kâ’bi sözlerini şöyle sürdürdü: Taklit mercileri İslam ve Ehlibeyt mektebinin koruyucuları olup toplumu maneviuatın hâkim olduğu üst düzey bir yaşantıya yönlendiren yol kılavuzlarıdır. Onlar, İslam maarifini oluşturan fıkıh ve maneviyatın zirveleridir. Merceiyetin bu açıdan kendine özgü bir kutsiyeti vardır. Ehlibeyt maarifinin güzellikleri gerçek merceiyet sayesinde ihya edilir, derinliğini ortaya çıkarır ve hayata yön verir. Merceiyet aslında imamet makamının vekalet görevidir. Dolayısıyla taklit merciinin yetişmesi ilim havzalarında ve ilim çevrelerinde belli bir doğal süreçle oluşur. Büyük taklit merciileri hem Kum havzasında hem de Necef havzasında ilmi ve manevi alandaki yetenekleriyle insanların ilgi odağı olmuşlardır. Yani onların merceiyet mesnedine oturmaları ilmi ve manevi kapasitelerinin doğal sonucu olmuştur. Onlar sayesinde bugüne kadar dinimiz tahriflerden ve sapkınlıklardan korunmuştur.
İslam İnkılabının gerçekleşmesine de işaret eden Ayetullah Kâ’bi şöyle konuştu: İmam Humeyni’nin merceiyeti ifade ettiğim gibi doğal sürecinde gerçekleşmişti ve bu büyük taklit merciinin sözleri de kitleler üzerinde karşılık buldu, böylece İslam inkılabı da doğal bir süreçle gerçekleşmiş oldu. Yani şunu söyleyebiliriz: İslam inkılabı, Şia merceiyetinin mahsulüdür. İslam düşmanları özellikle inkılaptan sonra merceiyetin önem ve etkisini anladılar. Dolayısıyla da şu anda bu kavramın içini boşaltmak için çalışmaktadırlar. Bu yüzden ilim havzası yapıyorlar, medrese açıyorlar, piyasaya karizmatik şahsiyetler sunuyorlar ve hatta taklit mercii tanıtıyorlar! Böylece gerçek taklit mercilerini unutturmak veya inzivaya itmeye çalışıyorlar. Sonuçta ise ilmi ve ahlaki açıdan taklit mercii olma kapasitesinden yoksun taklit merciileri piyasaya çıkıyor… Ayetullah Musevi Erdebili’nin merceiyet mührünü kırması takdire şayan çok büyük bir mesajdır. Yani merceiyet bir aile mirası değildir. Evet, eğer ailede gerçekten ilmi ve manevi açıdan bu ağır makamı omuzlayacak biri veya birileri varsa o başkadır. Yani önemli olan liyakattır.
