Seyyid Hasan Nasrullah’ın Konuşmasının Geniş Özeti Yayınlandı…

  • 30 Ocak 2015
  • 1.078 kez görüntülendi.
Seyyid Hasan Nasrullah’ın Konuşmasının Geniş Özeti Yayınlandı…

Seyyid Hasan Nasrallah’ın konuşmasının geniş bir özeti el-Menar’ın internet sitesinde yayınlandı:

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah bugünkü konuşmasında şunu vurguladı: “Biz düşman karşısında alan bölünmesini ve angajman kurallarını kabullenmeyeceğiz. Nerede, hangi düşman, hangi zaman ve nasıl olursa olursa olsun şer’î ve kanuni olarak kendimizi savunmak hakkımızdır.”

Hasan Nasrallah konuşmasında şunu vurguladı: “Kuneytra operasyonundan sonra, düşman İsrail’in gerçekleştirdiği düşmanlık ve suikastlar karşısında angajman kurallarını bizler Direniş olarak umursamıyoruz.”

Seyyid Hasan Nasrallah şuna işaret etti: “Lübnan’daki Direniş tam olarak hazır, donanımlı ve huzurludur. İsrail askeri ve güvenliğinden sorumlu yöneticilerin Kunaytra suikast operasyonu kararı tam bir ahmaklıktı. İsrail Direniş’e askeri sahada karşı koyabilecek güçte değildir. Bu İsrail 2006’da ve son olarak Gazze direnişinde  mağlup olan İsrail’den başkası değildir. Örümcek yuvasından daha çürüktür. Bizleri tecrübe edebileceğiniz kadar tecrübe ettiniz. İsrailliler, yöneticilerinin yaptıklarından dolayı yanı başlarında olan büyük tehlikenin farkına varmış durumdalar.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasında şu cümlelere yer verdi:

“İsrail, Direniş’in sınırlı bir yapısı olduğunu düşünmesin. Bilakis hikmetli ve şecaatlidir. İsrail bizlerin ne harpten ve ne de onun sonuçlarından korkmadığımızı anlamalıdır. Bizler direnişin adamları, mücahitleriyiz ve bu Direniş’in yardımı da Allah’tan, O’nun iradesindedir. Bizler savaş istemiyoruz ama çıkması olasılığından da korkmuyoruz. Lübnanlılar iki şeye de hazırdır. İsrail, hesabında hata yapmamalıdır. Eğer düşman İsrail, Direniş’in savaştan korktuğunu düşünüyorsa, bugün, savaştan ve sonuçlarından korkmadığımızı, Allah’ın izni yardımıyla muzaffer olacağımızı söylüyorum.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasında şunları vurguladı: “Direniş’in yüksek kadrosundan herhangi biri veya Direniş’in gençlerinden herhangi birine bir suikast gerçekleşirse, İsrail’i bunun sorumlusu bileceğiz ve istediğimiz bir zamanda ve istediğimiz bir mekânda bunun cevabını vereceğiz. Nitekim savaş bir mücadeledir; bir sizin ve bir başka gün de düşmanınız için.”

Seyyid Hasan Nasrallah, Kanaytra’da gerçekleştirilen operasyonunun bir intikamdan çok daha büyük ve savaştan da daha küçük olduğuna işaret etti. Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Direniş, başlı başına bir cevaptır; şehitler kafilemiz ise bizlerin zaferidir ve bu böyle devam edecektir. Bu şehitler bizlere yol gösteren ve gelecek olan zaferi müjdeleyenlerdir.”

Seyyid Hasan Nasrallah Kunaytra’da gerçekleştirilen operasyon neticesinde şehit olanlar hakkında şunları ifade etti:

“Burada şehit olan İran ve Lübnanlılar, yolun, gidişatın ve sorun birliğinin Filistin’den İran’a, Suriye’den Lübnan’a kadar aynı olduğunu göstermiştir. Bu birliğe tam olarak ulaştığımız zaman zaferler dönemine girmiş olacağız. İsrail, her türlü hesabını yapıp Kunaytra’da suikast operasyonu düzenlemeye karar verdi. Bizler Kunaytra’da gündüz aleni bir şekilde gerçekleştirilen bu suikastın karşısındayız. Bununla birlikte 1992 yılında eşi ve çocuğuyla suikasta uğrayan Şehir Seyyid Abbas Musevî gibi de her zaman bununla yüz yüzeyiz.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuyla ilgili olarak şunları ekledi:

“Düşman İsrail Kunaytra’da gerçekleştirdiği operasyona cevap vermeyeceğimizi sandı. Gerçekleştirdiği bu operasyondan aldığı ilk darbe bizlerin operasyondan yarım saat sonra şehitlerimizi ilan etmemiz oldu; bizler şehitlerimizi saklamayız, onlarla gurur duyarız. Bu nedenle katil şaşkınlığa düşmekte, öldürülen ise gururlu konuma yükselmekte ve nereye gittiğini bilmektedir. İsrail gerçekleştirdiği operasyona dair dayanaklar sunmaya çalışmış ve bunların hepsi Culan bölgesi meselesi etrafında şekillenmiştir.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Maalesef bazıları İsrail ile olan sorunları unutmamızı söylemektedirler. Bizler İsrail’i, Filistin halkını asla unutmayacağız, unutamayız da… Çocuklarımız bu manayı şehadetleriyle ortaya koydu ve torunlarımız da aynı yoldan yürüyecektir. İsrail Kunaytra’da gerçekleştirdiği operasyondan sonra Hizbullah’ın bir karmaşa ve zaafa düştüğü zannedildi. Kunaytra topluluğu sınırdan sadece altı km uzaklıktadır ve orada binlerce en-Nusra Cephesi’nden öldürülen kişiler yatmaktadır.”

Seyyid Hasan Nasrallah, en-Nusra Cephesi hakkında da şu ifadeleri kullandı:

“en-Nusra Cephesi, uluslar arası devletler ve Arap devletleri tarafından Suriye’de oluşturulmuş askeri bir üs ve Culan’a konulmuş dikenli teldir. Suriye’de hatırı sayılır bir gücü de bulunmaktadır. Yaptıklarından dolayı herhangi bir utanç ya da endişe hissetmez. Aynı şekilde İsrail de en-Nusra Cephesi’nin varlığından herhangi bir endişe duymamaktadır. Bununla birlikte iki arabada bulunan ve ellerinde kişisel silahlarından başka bir silahları bulunmayan yedi Hizbullah gencinden kaygılanmaktadır.”

Seyyid Hasan Nasrallah’ın konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Bizler Kunaytra’da gerçekleştirilen bu hadise dolayısıyla üzüntülü olmakla birlikte Hz. Zeyneb (sa)’nın söylediğini tekrar ediyoruz: Güzellikten bakla bir şey görmedik; bizler ve düşman arasında da dünya ve ahiretten başka bir şey yoktur. Kunaytra’da gerçekleştirilen suikastın insani yönleri bulunmaktadır. Ancak bizler bu olayda hayırdan başka bir şey görmüyoruz. Burada önemli olan İsrail’in gerçekleştirdiği suikasttan sonra Hizbullah’ın bu konuda yaptığı ilandır. Buradaki en önemli çıkarımlardan biri; Pazar gününden Çarşamba gününe kadar İsrail’in, Hizbullah’ın ne yapacağını acizlik içinde beklemesinin ortaya çıkmasıdır. Bu da mücahitlerin azim ve gücünü göstermesi açısından çok önemlidir.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Bazı söylentilere göre İran, bizleri cevap verme irademizden vazgeçirecekti; kimileri ise bunu Suriye’nin yapacağını dillendiriyordu. Şunun bilinmesi gerekiyor; dostlarımızdan hiç biri bizlerin herhangi bir şekilde zillete boyun eğmemize, kanlarımızın dökülüp bizlerin buna seyirci kalmamıza razı olmaz. Lübnan’da İran nükleer proje dosyasına dair hiçbir şey bulunmamaktadır. Lübnan yönetiminin de aynı şekilde Direniş’in de… İsrail’in duvar üzerinde durarak İsraillilere şunu söylemesi yeterliydi: Sizlerin insan öldürecek gücünüz bulunmamaktadır. Uyumaya gidin ve sivrisinek öldürün. İsrail her ihtimali ortaya koydu ve en alt seviyede bunlar hakkında konuştu.

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasında şunlara işaret etti:

“Direniş’in güçlü ve donanımlı olduğunu bilememektedir. İsrail’in Kunaytra’da gerçekleştirdiği suikasta ilk andan cevap verme gücümüz ve salahiyetimiz bulunmaktaydı. Bizler işin sonunda kurban verme aşamasına varacağını tahmin ederek operasyon yapacağımız yer ve zamanı kararlaştırdık. Bizler gerçekleşebilecek en kötü ihtimale dahi hazırlıklıyız; ama Çarşamba gününden önce İsrail bunu anlamadı. Şu andan itibaren ateş açmaya kudreti olan her türlü ihtimali de göz önünde bulundurmuş ve işi son haddine kadar götürebilecek demektir. Bizler kendimizi her türlü sonuca göre hazırlamış durumdayız.”

Seyyid Hasan Nasrallah, Hizbullah’ın Şebaa’da gerçekleştirdiği operasyonlar hakkında şunlara değindi:

“İşgal edilmiş olan Şebaa Çiftlikleri’nde gerçekleştirilen bu operasyon, İsrail’in tarafından teyakkuzun had safhada olduğu bir anda gerçekleştirildi. Operasyon gündüzün ortasında, İsrail’de teyakkuzun had safhada olduğu biz zaman dilimde gerçekleşmesine rağmen, İsrail Hizbullah’ın bu eylemini engellemekten aciz kalmıştır. İsrail, operasyonunun başından sonuna kadar ne gerçekleştiğinden haberdar olmadı. Bu bile düşmana, onun etrafındakilere ve dostlarına bir mesaj içermektedir.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasında şunlara işaret etti:

“Kunaytra suikastına Şebaa’da verdiğimiz cevap duruma paralellik arz etmiştir. Düşmanın da dile getirdiği gibi, bu operasyon dikkatlice hesaplanmış, ince işlenmiş zeki bir planlama neticesinde gerçekleştirilmiştir. Ölümden korkmayan Hizbullahî askerlerimiz operasyon esnasında onlara arkalarından değil, önlerinden yaklaşmışlardır. Bizler gündüz öldürüldük; buna karşılık da bizler gündüz cevap verdik. İki arabamıza saldırı gerçekleştirildi; bizler de buna karşılık iki arabaya birkaç araba da ekleyerek operasyon düzenledik. Ölülerine karşı şehitlerimiz; yaralılarına karşı yaralılarımız; füzelerine karşı füzelerimiz. Direnişin tüm mücahitlerine, liderlerine teşekkür ediyorum.  Özellikle de düşman kalbinde operasyon için bulunanların temiz ellerinden ve görkemli alınlarından öpüyorum.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuyla ilgili olarak şunları ekledi:

“Bizler ve İsrail arasında iki büyük fark bulunmaktadır. Evvela bizler yiğit iken onlar korkaktırlar, adam değiller. Onlar ancak sağlamlaştırdıkları şehirlerinden savaşabilirler. Bizlere zulmettiler… Buna mukabil Direniş’in adamları ise onlara önden saldırdılar. İkinci fark da şudur; İsrail, kendi operasyonunun arkasında durmaya cesaret edemedi. Oysa Direniş, operasyonu düzenledikten sonra sorumluluğu hemen üstlendi. Neticede ortaya çıkan onların hayal kırıklığı ve nedametidir. Bizler açısından ise zaferden başka bir şey söz konusu değildir.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasında şunun altını çizdi:

“Kuneytra’da şehit olanlar gösterdi ki, Hizbullah mücahitleri cephelerde ön saflarda savaşmaktan vazgeçmeyecektir ve bu böyle devam edecektir. Şehitler de onlara şu müjdeyi vermektedir: Dünya ve içinde bulunan şeyler âşık oldukları şeyle aralarına giremeyecektir. Kuneytra’da şehitler Direniş’e meydanda liderliğin ne şekilde yapılacağını göstermişlerdir.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasında şunlara da yer verdi:

“İsrail, bazıların takdis ettiği 1071 kararlarını kabul etmemektedir. Yasakları çiğnemekte, insan hukukunun en basit kurallarına uymamakta, Suriye savaşını körüklemekte ve istismar etmektedir. Culan’ı işgal edecek ve mevcut savaşı daha kötü ve çirkin bir duruma sürükleyecektir. İsrail, Suriye’yi yıkmaları ve Suriye askerini ortadan kaldırmaları için tekfirci yapılanmalara açıkça destek vermektedir. Bombardıman gerçekleştirmekte ve zulüm işlemektedir. En iyi ihtimalle 1948’den beri bölgemize bir kanser olan İsrail terör devleti bulunmaktadır.”

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasına şu şekilde devam etti:

“İsrail, istediği saat bir tehdit savuracağını biliyor. Bunu gerçekleştirirken Arap ve İslam dünyasındaki parçalanmışlıktan, sözde Arap Birliği’nin durumundan istifade etmektedir. Maalesef bir Arap ülkesinde bir iç savaş meydana geldiğinde buna destek Arap parası, mal ve silah olmak için hazır bulunuyor. Oysa geçen yıl gerçekleşen Gazze hadisesi, bunun kötü neticelerini ortaya koymuştur. İsrail ile savaş söz konusu olduğunda ise Arap devletleri bu konuda sessiz kalmaktadır.”

Seyyid Hasan Nasrallah Kunaytra şehitlerine şu şekilde seslendi:

“Sizleri tebrik ediyorum! Şehadetiniz kutlu ve mübarek, makamınız yüce olsun! Kazancınızdan ve ulaştığınız merhaleden dolayı sizlere gıpta ediyoruz. Allah’tan bizleri de size nasip ettiği şerefe nail etmesini diliyoruz! Siz ey şehitler! Dünyanın sıkıntısından kurtuldunuz ve ebedi hayatın rahatlığına kavuştunuz. Bu şehitlerin okulu aileleridir. Hepimizin İmam Hüseyin (as)’ın şehadet hattında olmamızı temenni ediyorum.”

Seyyid Hasan Nasrallah Kunaytra şehitlerine şunları hatırlattı:

“Kuneytara’da şehit olan bir grup Hizbullahî mücahit, Direniş için her zaman ön planda savaşacaklarını ve Direniş’in bu şekilde devam edeceğini, bu şekilde şehitlerin yolundan gidileceğini tekit etmiştir. Şüphesiz onlar ve maşukları arasında dünyadan başka bir şey bulunmamaktadır. Şehit ailelerine taziyelerimi arz ettikten sonra, şehitlerinin Allah katında kazandıkları yüce makamları ve alçak dünya hayatından hakikat diyarına seferleri dolayısıyla da tebriklerimi sunuyorum. Allah’tan kurbanlarınızı kabul etmesini ve sizlere sabır ihsan etmesini; sizlere bahşettiği izzet ve şerefi dünya ve ahirette korumasını niyaz ediyorum. Bu meclisimize iştirak eden veya Müslümanlardan ve Arap âleminin herhangi bir yerinden mesaj gönderen herkese; Şebaa operasyonu dolayısıyla kutlama yapan herkese; özellikle de Kunaytra cürümünden bugüne kadar çalışan mesullere ve aziz Lübnan askerlerine ve halkına şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca Baalbek’te şehit düşen Lübnan askerlerine saygı duymak hepimizin yükümlülüğüdür. Zira onlar, Siyonist düşmanın desteklediği tekfirci tehlikeye karşı Lübnan’ı savunmaktaydılar.

Kaynak: İntizar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.